top of page

Sonu Olmayan Yalnızlık ve “Reha”

Updated: Nov 14, 2022






Tevafuklar zincirinin bir halkası olarak geçti elime. Eşimin doğacak oğlumuz için seçtiği, bendeki izlenimini ve kelime manasını uzunca yargıladığım bir isimden ibaretken, göze degil gönle hitap eden betimlemelerle güzellenmiş bir güzelin ve onun adını taşıyan bir kitabın ismi olarak çıktı karşıma. Ne beklediğimi de bilmeden alıverdim bir çırpıda Perşembe kitaplığımızdan Nureddin Topçu'nun Reha'sını.


Bir kitaptan beklediğimden çok daha fazlasını buldum. Kendi karakterimle taban tabana zıt olan bir fıtrata sahip Niyazi’yi… Onun duygularla, hayallerle, akıntısına bırakılmış yaşantılarıyla dolu hikayesini… Ne istediğinden çok ne istemediğini, sevmediğini bilen, kararsız, isteksiz, duygu dalgalanmaları içinde bir başına kalan, yoğunlaşan duygularını haykırarak boşaltan Niyazi’yi… Tam bir şeyi sevmiş, bir şeyi can-ı gönülden istemenin neşe ve heyecanıyla dolarken ondan hayır görememe, karşılık alamama ile önceki halinden daha aşağılara sürüklenen, bu iniş ve çıkışları da kimselerce anlaşılamayan yapayalnız Niyazi’yi…


Bu fıtrat zıtlığımıza rağmen okudukça gözlerimi aydınlatan, yüzümü bir sevinçle parlatan benzerliklerimizi buldum bir de. Hayata, insanlara bu karanlık ve isteksiz bakışı yanında, bir gününü güzelleştiriveren anlık tabiat cilveleriyle gelen heyecanları. Bir esinti, bir üşüyüverme, bir ağaç hışırtısı, bir bulut dalgalanması, bir kuşun bir daldan havalanıvermesi, basit bir hayatın ufak bir sözün sıcaklığı, ülfet perdesiyle örtülmüş yaratılış harikalarının verdiği huzur ve yaşama sevinci. Sonra bu sevincin, dışta görülenin, içte duyulanın doyulmaz tasviri.


Acıklı bir hikaye çevresinde örgülenmiş olsa da huzurla tebessüm ettirmekten geri durmayan, ne olursa olsun hep iyi ve vefalı olan, Niyazi’yi ve beni mutlu eden o ufak güzellikler her yanına serpilmiş kitabın. Okuyanın kalbini daraltmıyor devamlı olarak dertlerle, sıkça açıyor kara bulutları tatlı hüzmelerle.


Son olarak da istediğine ulaşamama hissini buldum. Ah o hissin acılığı, verdiği huzursuzluk ve nefret, sonra kendine acıma ve kendinden soğuma, ve ardından duyulan nefretin pişmanlığı.. Ne garip, ne anlamsız ama nasıl da ortak yaşanan bir döngü. Benden başkasının da kendince sonucsuz karşılıksız kalmış isteklerine ve ardından girdiği bu korkunç duygu-düşünce döngüsüne şahitlik etmek beni önce memnun ettiyse de sonra kendi adıma bu ben miyim, ben böyle miyim diye korkuttu.

Kalbim, çevirildikçe her sayfanın duygu yoğunluğu ve ortaklığı arasında ezildi. Bu ezilme beni hiç üzmedi, aksine çok da sevindirdi. Yalnızlığı paylaşmak, uzak zaman ve mekanlarda iki yalnız olmakla sevindim.

Hiç bitmesin istedim, Niyazi bir daha yalnız kalmasın. Ben yalnız kalmayayım. Fakat Niyazi yine gitti. Ailesi ve vefasız, anlayışsız, bencil çevresi gibi kendini de beni de yalnız bıraktı. Yalnız kaldım ama bu insansızlık, dostsuzluk yalnızlığı değil. Benzer, belki de birebir aynı hisleri yaşadığım bir başka yalnızdan ayrı düşme yalnızlığı..


Niyazi ve duygu dünyası mı bana böyle dokunan yoksa Reha ve onun bize hissettirdikleri mi? Kitap okumak mı böyle güzeldi yoksa onu yazanın mı yazdiginin güzelliği miydi bana bu eksik huzuru veren?

Simdi eğer güzel olan Niyazi ise onu tekrar arayıp bulmalıyım kitaplarda. Eğer yazar ve dünyası güzelse o dünyaya uğramalıyım yazdığı diğer tüm kitaplarla. Diğer bildiğim ya da bilmediğim yalnızlıklarımı, yalnız olduğunu sanan yalnızları bulmalı, onlara seslenemeden, yalnızlıklarını bozmadan paylaşmalıyım bu duyguları.


Ne çok yalnız ve yalnızlık dedim, bu kadar yoğun hissettiğimi bile bilmeden. Halbuki biricik eşim, dünyaya gelmeye hazırlanan ilk göz ağrım oğlum, onlarca güzel dostum, sevenim ve çokça sevdiklerim varken neden yalnız hissediyorum böyle? Herkes de yalnız mı ben gibi? Bu yalnızlık hissi nereden geldi ve beni nereye götürüyor? Neden biri bitince biri başlıyor?


Belki de bu dünya da bitmeyecek yalnızlık. Şeb-i Arus olarak hakiki manası anlaşılana dek, bütün yalnızlıkları bitirecek olan o güne dek bitmeyecek. Gizli ve açık olanı bileni, yarattığını en iyi anlayanı, onun doğrusunu yanlışını mazur göreni bulana ve “Reha”ya erene dek yapayalnız bir Niyazi olunacak..




Comments


bottom of page