top of page

Kararmaktan Korkarken


İnsan ne garip canlı hem haykırmak istiyor içindekileri, içinde kaldığında onu bastığı için, daraldığı için, kaçışı satırlardan satırlara atlamakta, kalemi ağlatmakta buluyor. Hem görülmek duyulmak istiyor, ama en içinden özünden bi parça görüldüğünde savunmasız hissedip eleştirilmekten korkuyor. İnsan garip canlı, anlamak istiyor. İnsan garip canlı avazı çıktığınca susmak, sessizce haykırmak istiyor. İnsan garip canlı bir söz bir bakış bir mimik bir hatıra batırabilirken onu, bir söz bir bakış içinin en köhne ve buz tutmaya yüz tutmuş kısımlarını aydınlatıp ısıtıyor bir anda.

Değerlerimiz, değerimiz…

Sahi ne bizi değerli kılan? Nedir asıl değer? Değerlerimiz olmadığı için mi anlamsız eleştirilerimiz? Kendi değerini kullukta bulmak kulaklarımızda klişeleştiği için mi kavrayamıyoruz tam manasını? Ortaya bir şey koymaya can atarken, ortamızdaki o derin ve yıllanmış boşluğu neden dolduramıyoruz ? Kaç yıllar kaç şehirler geçti, kaç kitapların satırlarında kaybolduk? Mürekkepler okyanus oldu kalemler can simidimiz, içimizin en gizli sırları aktı satır satır. Kaç dostluklar vardı şimdi uzakta kalan ve kaç dostluklar vardı uzaklık ona uğramayan! Yetmedi mi sence de Onu ararken uğradığımız binlerce durak ? Oyalandıgımız her bir an her bir mekan zamanımızdan mı çaldı yoksa zaman bile Onunken bizi yine bir gaflet mi aldı?

Kelimelerimiz yarım ve eksik esasen, kendini bilmezlerin kadrini kimler bilir. Sanki hep Ona koşmak isterken, alışkanlıklarımız ve benliğimiz araya girmekte. Trajikomik, benlik Onu bulmak için varken Onla aramıza giriyor küstahça sırıtarak. Birisinin bir zaman güneş tutulmasına benzettiği gibi. Yetsin istiyor insan bu tutulmalar, çünkü kararan dünyamızdan çok korkuyoruz, kararmaktan cok korkuyoruz. Korkuyoruz..

Yazmak bir hesap veriş satırlara, sigortası beynimizin. Yazdığını paylaşmaksa cesaret, bir hesabın başkalarınca izlenmesi.. Sanık sensin savcı kalemin ki insan en cok kendine acımasızdır, bilirsin.

“Sevgili Dost, her sabah yeni bir manzara görecekmiş gibi camlara koşup değişen hiçbir şey olmadığını görmek ne soğuk. Düşüp yuvarlanan bir bozuk paranın peşinden koşarken, kelimelerin üzerine basa basa yürümek ne soğuk! Dizlerine kadar gömüldüğün karda yürümekte ne var! Boğazına kadar battığın kelimelerin içinde yüzmek ne soğuk!” (Ural, Posta Kutusundaki Mizika, 2014).


Erkam Aytac

October 26, 2022

Comments


bottom of page